"Oku" Serisi 2 — Tek cümlede biten adam: Karun ve ilk emrin yarısı
«Oku» serisi · 2. yazı — İnsan ve Hakikat
- Karun servetini bilgisine bağladı: "Bu bana ancak bendeki bilgi sayesinde verildi."
- İlk emir çıplak bir "Oku" değil; yanında "Yaratan Rabbinin adıyla" kaydı var.
- Aynı sure altı ayet sonra uyarıyor: insan kendini yeterli görünce azar.
Bir gün adam, bütün ihtişamıyla halkının karşısına çıktı.
Kasas suresi onu anlatırken hazinelerinin anahtarlarından söz eder; öyle ki anahtarları taşımak bile güçlü bir topluluğa zor geliyordu. Kalabalık onu görünce ikiye ayrıldı. Bir kısmı iç geçirdi: keşke bizde de olsaydı. Bir kısmı sustu.
Ve adam o cümleyi kurdu.
Tek cümlede biten adam
"Bu bana ancak bendeki bilgi sayesinde verildi." (Kasas, 28/78)
Durup bir daha okuyun. Çünkü burada atlanan bir incelik var.
Karun "benim malım" demedi. "Çok çalıştım" da demedi. Bilgisini işaret etti. Elindekini aklına, bildiğine, kendi kavrayışına bağladı.
Yani bu bir zenginlik hikâyesi değil. Bir bilme hikâyesi.
Sonrası malum: yer onu da, evini de yuttu. Dün imrenenler ertesi sabah "iyi ki biz onun yerinde değilmişiz" dediler.
Peki bu bizi neden ilgilendiriyor
Çünkü ilk emir tam da bu yüzden öyle gelmişti.
Geçen yazıda Hira'da durmuş, emri çoğumuzun ezberlediği hâliyle anmıştık: Oku.
Oysa emir öyle gelmedi. İlk ayet şudur: "Yaratan Rabbinin adıyla oku." (Alak, 96/1)
Ortada çıplak bir "oku" yok. Fiilin yanına bir kayıt konmuş: kimin adıyla.
Bir şeyi emretmek istiyorsanız emredersiniz. Yanına şart koymak, o şartın emir kadar önemli olduğunu gösterir.
Cevap altı ayet sonra
Bu kaydın niçin konduğunu anlamak için başka yere bakmaya gerek yok. Aynı sure, altı ayet sonra söylüyor:
"Hayır! İnsan kendini kendine yeterli görerek mutlaka azgınlık eder." (Alak, 96/6-7)
Sıralamaya dikkat edin. Önce oku. Sonra sakın kendini yeterli görme.
Çünkü okuyan insanın başına gelecek ilk şey budur. Karun'un cümlesi, bu uyarının bin yıl öncesinden verilmiş örneğidir.
Bir de öteki sahne
Rivayet edilir ki Hz. Musa'ya bir gün "insanların en bilgini kim?" diye sorulmuş, o da "benim" demiş.
Ardından yola çıkarıldı. Kendisinin bilmediğini bilen biriyle buluşmak üzere, iki denizin birleştiği yere doğru. Kehf suresinin anlattığı o uzun yolculuk, tek bir cümlenin bedelidir.
İki sahne yan yana duruyor:
Biri, bildiğini kendinden bilen ve yere batan adam. Öteki, bildiğini kendinden bildiği için yola çıkarılan peygamber.
Aradaki fark servet değil. Niyet.
Adsız okuma
Adsız okuma nasıl bir şeydir?
Bilgi biriktirir ama kime ait olduğunu sormaz. Öğrendikçe genişler, genişledikçe kendini merkeze koyar.
Bir süre sonra bilgi, anlamanın değil üstünlüğün aracı olur: bilmeyene karşı bir mevzi, tartışmada kazanma payı, bir kürsü.
O noktada insan artık okumuyordur. Biriktirdiğini sayıyordur.
"Yaratan Rabbinin adıyla" kaydı tam buraya düşer. Yaratıldığını bilen, bildiğini de kendinden bilmez. Okuduğu kitabın da, okuyan gözün de, anlayan aklın da sahibi başkasıdır.
Haddini bilen öğrenmeye devam eder
Bu kayıt bilgiyi küçültmez. Tam tersine onu taşınabilir kılar.
Haddini bilen insan öğrenmeyi sürdürebilir; çünkü bilmediği bir şeyin kaldığını kabul etmiştir. Kendini yeterli gören öğrenemez, yalnız doğrulama arar.
Okuduğu her satırda kendi hükmünü arayan biri aslında hiçbir şey okumuyordur.
Bu yüzden ilk emrin kaydı bir fren değil, bir kapıdır. Kapalı tutan değil, açık tutan şeydir.
Bugüne düşen
Tarihte hiçbir çağ bizimki kadar çok bilmedi. Hastalıkların sebebini, yıldızların uzaklığını, hücrenin içini biliyoruz.
Yine de aynı yüzyıl, bildiğini insanın üstüne çevirmeyi de becerdi.
Demek ki mesele bilginin miktarı değilmiş. Bilgi, sahibi unutulduğunda kendi başına bir güce dönüşüyor; güce dönüşen bilgi de kimin elindeyse onun ahlakını alıyor.
Her gün bir şeyler okuyoruz. Ekran, gazete, kitap, ileti.
Soru şu: kimin adıyla?
Haklı çıkmak için mi okuyoruz, anlamak için mi? Bir metni bitirdiğimizde içimizde büyüyen şey anlayış mı, yoksa kendimize duyduğumuz güven mi?
Karun'un cümlesini bugün kimse o kelimelerle kurmuyor. Ama "ben bilirim" demenin yüzlerce yolu var.
Bir sonraki soru
Emrin yarısını konuştuk: nasıl okunacağını.
Geriye daha zoru kalıyor. Hira'da inen o ayette okunacak şeyin adı verilmemişti. Ne kitap denmişti, ne sayfa.
Peki ne okuyacaktık?
Bir dahaki yazıda onu konuşalım.
Serinin ilk yazısı: İnsanlığı baştan aşağı değiştiren emir: «Oku»
Haberleri kaçırmaSon dakika haberleri Telegram kanalımıza anında düşüyor.
Telegram'dan takip etUygulamayı kur
"Oku" Serisi 1 — İnsanlığı baştan aşağı değiştiren emir
Okumaya devam et →
Son DakikaBallıkuyu’da plan hazır: peki sırada Cumhuriyet Mahallesi var mı?
2
Son DakikaCHP'de peşkeş artık gizli yapılmıyor: salonda, mikrofonla, alkışla yapılıyor
3
TürkiyeTrump'tan Erdoğan'a Olağanüstü Övgü
5
Son DakikaFon soruşturmasında 20 tutuklama daha: tutuklu sayısı 85'e çıktı, Hedef Portföy'den 31 milyarlık açıklama