"Oku" Serisi 1 — İnsanlığı baştan aşağı değiştiren emir
«Oku» serisi · 1. yazı — İnsan ve Hakikat
Tarihler miladi 610'u, aylar ramazanı, geceler Kadir'i gösterirken gelen bir emir her şeyi baştan aşağı değiştirecekti. Okuma yazması olmayan son peygambere gelen bu emir, insanlığın önünü aydınlatacak; dar manada Allah'tan gelen kitabı, geniş manada ise kâinat kitabını okuyup anlamaya, anladığını Rabbinin isteği doğrultusunda hayata tatbik etmeye imkân tanıyacaktı.
Yani çok değerliydi bu söz. Hâlâ da aynı değere sahip. Geldiği dönem itibarıyla okuma yazma bilenler çok azdı, edebiyata hâkim olanlar ise neredeyse yok gibiydi.

Peki ne anlama geliyordu? Oku! Bir kitabı okumak mı? Bir yazıyı okumak mı? Peki peygamber neden okuma yazma bilenler arasından seçilmemişti?
“İkra' bismi rabbikellezi halak.” Yani, “Yaratan Rabbinin adıyla oku.” (Alak, 96/1)
Kur'an'ın kastı rastgele bir okuma değildir. Muhakkak yazılı bir kitabı okumak da değildir. İster bir kitabı okusun, ister her cümlesi ve her bir harfi sonsuz hikmetler ve manalar yüklü olan şu kâinat kitabını okusun; mesele “yaratan Rabbinin adıyla” okumaktır.

Peygamberin ümmi olması ve bunun herkes tarafından biliniyor olması ise başlı başına bir mucizedir.
Vahyin doğruluğunun kanıtı: Okuma yazma bilmeyen bir insanın geçmiş ümmetlerin tarihini, ilim ve hikmet dolu Kur'an-ı Kerim'i getirmesi, bu kitabın onun kendi eseri değil, doğrudan Allah'ın vahyi olduğunu ortaya koyar.
Şüpheleri ortadan kaldırmak: Eğer Hz. Muhammed okuryazar olsaydı ve önceden kitaplar okusaydı, inkârcılar “Bu bilgileri eski kitaplardan öğrendi veya başkasından yazdı” şeklinde şüpheler ve iftiralar üretebilirlerdi. Ümmi olması bu kapıyı tamamen kapatmıştır.
Toplumsal konum: İçinde yaşadığı dönemin Arap toplumu da genel olarak okuma yazmanın yaygın olmadığı, sözlü kültüre dayanan bir topluluktu.

Bedir'de esirlerin salıverilmesi hususu gündeme geldiğinde Efendimiz iki şart öne sürmüştü: Maddi imkâna sahip olanların fidye vermesi, olmayanların ise okuma yazma bilmeyen on Müslümana okuma yazma öğretmesi koşuluyla salıverilmesi.
İkinci koşul, birincisinden çok daha anlamlı, derin ve düşünmeye sevk ediciydi. İnsanlar okumayı öğrenecek, bununla birlikte ilim tahsil edecek ve en nihayetinde kâinat kitabını okumayı öğreneceklerdi.
Bunu duyan esirlerde İslam'a karşı saygı, ilgi ve hoşgörü tohumları yeşermeye başlarken onlar son derece şaşkındı. Nefes bile almalarına müsaade etmedikleri insanlar kendilerine yemek veriyor, işkence etmedikleri gibi çölün altından değerli şeyini, yani suyunu onlarla paylaşıyor ve insan hayatının vazgeçilmezi olan özgürlüklerini okuma öğretme karşılığında geri veriyorlardı.
Serinin devamı: Tek cümlede biten adam: Karun ve ilk emrin yarısı
Haberleri kaçırmaSon dakika haberleri Telegram kanalımıza anında düşüyor.
Telegram'dan takip etUygulamayı kur
Tutuklanan MHK Başkanı Gündoğdu istifa etti: hakemleri artık beş kişilik geçici kurul atayacak
Okumaya devam et →
İlgili Haberler
İnsan ve Hakikat
"Oku" Serisi 2 — Tek cümlede biten adam: Karun ve ilk emrin yarısı
Son Dakika
Hakemler dosyasında tutuklama kararı: MHK Başkanı Gündoğdu dahil 5 kişi tutuklandı
Son Dakika
Fon ödemeleri önümüzdeki hafta başlıyor
Spor
ŞOK ŞOK ŞOK! Hakem atamaları WhatsApp'ta
Son Dakika
Fon soruşturmasında dördüncü dalga: tutuklu sayısı 65'e çıktı
Son DakikaBallıkuyu’da plan hazır: peki sırada Cumhuriyet Mahallesi var mı?
2
Son DakikaCHP'de peşkeş artık gizli yapılmıyor: salonda, mikrofonla, alkışla yapılıyor
3
TürkiyeTrump'tan Erdoğan'a Olağanüstü Övgü
5
Son DakikaFon soruşturmasında 20 tutuklama daha: tutuklu sayısı 85'e çıktı, Hedef Portföy'den 31 milyarlık açıklama