AB, Konut Fiyatlarını Düzenlemek İçin Yeni Tedbirler Açıkladı
Avrupa Birliği Komisyonu, "Uygun Fiyatlı Konut Yasası" teklifini açıkladı. Bu teklif, üye ülkeler ile yerel yönetimlerin konut fiyatları ve arzındaki sorunlara müdahale ederken uymaları gereken ortak kuralları belirleyecek. Teklife göre, ulusal, bölgesel ve yerel yönetimler, belirli bir bölgeyi "konut baskısı altında" ilan ederek kısa süreli konaklama kiralamalarına veya birincil ikamet amacı dışında kullanılan konutlara yönelik tedbirler uygulayabilecek.
Bir bölgenin konut baskısı altında sayılabilmesi için ortalama büyüklükteki bir konutun fiyatının çok yüksek olması gerekecek. Yerel yönetimler değerlendirmelerinde nüfus hareketleri, konut arzı ve talebi ile bölgesel piyasa koşullarını dikkate alacak. Düzenleme, yerel yönetimlerin kısa süreli kiralamaların bölgedeki konut fiyatları veya arzı üzerinde en az 3 yıldır olumsuz etki yarattığını kanıtlamaları halinde bu faaliyetlere sınırlama getirmelerine imkan sağlayacak.
AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Teresa Ribera, teklife ilişkin bir basın toplantısında, "Bugün Uygun Fiyatlı Konut Yasası teklifini kabul ettik." dedi. Ribera, konut sorununun, mevcut AB Komisyonunun öncelikli konuları arasında yer aldığına işaret ederek, krizin ulaştığı boyutun acil müdahaleyi gerektirdiğini ifade etti.
AB Komisyonunun Enerji ve Konuttan Sorumlu Üyesi Dan Jorgensen, "Bir konut kriziyle karşı karşıyayız. Konut konusunda harekete geçmemiz gerekiyor." diye konuştu. Jorgensen, kısa süreli kiralamalara bütünüyle karşı olmadıklarını vurgulayarak, bu uygulamanın bazı kişilere daha fazla ülkeyi ziyaret etme imkanı sunduğunu, ev sahipleri için de ek gelir kaynağı oluşturduğunu anlattı. Ancak, bazı kentlerde kısa süreli kiralamalardaki artışın yerel halkın yaşadığı bölgelerden uzaklaşmasına ve konut fiyatlarının çok yüksek düzeylere çıkmasına yol açtığına dikkati çeken Jorgensen, fiyatlardaki gelişmelerin endişe verici olduğunu dile getirdi.
Jorgensen, son 10 yılda kiraların Berlin’de %59, Madrid’de %75 ve Lizbon’da %103 arttığını belirterek, "Bu durum, hemşirelerin, öğretmenlerin ve polislerin çoğu zaman çalıştıkları kentlerde yaşamalarını imkansız hale getiriyor." dedi. Konutun öncelikle piyasada alınıp satılan bir mal olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Jorgensen, "Bir eve sahip olmak insan hakkıdır. Ev, insanların hayatına güvenlik, huzur ve onur kazandırır." değerlendirmesinde bulundu.